.
 
  Anasayfa
  Demircan Videoları
  Demircan Kimdir
  Gönen Rehberi
  Sıkıntı Ve Stres Hallerine Çözüm
  Hastalık ve Musibetleri Veriliş Sebepleri
  Sinema Tv Yapımı
  Dini ve milli açıdan sinema tv
  Ziyaretçi defteri
  Boşuna Söylenmemiş Sözler
  İletişim
  Gönenden Yükselenler
  Gönen İğne oyası
  Gönen İş Ticaret Rehberi
  İmam Hatip Rehberi
  Köy Hayatı
  Köylerimizi Tanıyalım
  Müminlerin Temel Özellikleri
  Okunması Gerekli Yazılar
  Önemli Mevzular ve Ayetler
  Şifa Diyarı Gönen
  Üretici Rehberi
  Gönen
  Gönen İş Kulübü
  Oya Kampanyası
  Bana Ulaşın
  GönTam
  Türkiye İş Kulübü
  Aktif Yayınevi
  A.Kadir Demircan
  İnternet TV Birligi
Önemli Mevzular ve Ayetler

 

Her Müslüman’ın
 Bilmesi ve Uygulaması Gereken
 
Önemli mevzular
ve
Kuran’dan ayetler
 
A. Kadir DEMİRCAN
 
Yayın / Aktif Yayın Dağıtım Pazarlama
3. Baskı 2005 İstanbul
Tashih
Metin ERBAY
İHL Müdürü
Tasarım
Görsel Tanıtım
Müslüm KARAMAN
 
A Kadir Demircan
Araştırmacı Yazar
2008 Gönen Balıkesir Türkiye
Aktif Yayınları
İ l e t i ş i m
Telefonlar 0266.7726603 / 0266.7626793 / 05366062730
Mail Adresleri   a.kadirdemircan@hotmail.com 
Site Adresleri www.gonengontam.gen.tr   www.gonen-akadirdemircan-kesiftv-haber.org
Posta Çeki Hesabı  Kadir Demircan 101197
Merkez Adres: Reşadiye Mah 317 Sk Çiçekkent Sitesi Kanarya Apt C-8 Blok No:19 Gönen Balıkesir Türkiye
Hizmet Bürosu. Akçaali Mah. 20 Sk. Karatan iş Merkezi No:3 Gönen Balıkesir Türkiye
GönTAM ve A Kadir Demircan Televizyonları
 
EditörA Kadir Demircan 05366062730 0266.7726603 kesiftv@hotmail.com
 
 
 
Giriş...
                   Allah’ın ipine sımsıkı sarılmak; O’nun insanlar için elçisi vasıtasıyla gönderdiği buyruklarından haberdar olmakla ve emir buyurduğu hükümleri yaşam süresince tatbik etmekle mümkündür. Kuran’ı yazmak için denizler mürekkep olsa yetmezdi, prensibinden hareketle, Kur’an denizinden birkaç önemli damlayı inananların bilgi ve istifadesine daha pratik ve vurgulayıcı bir şekilde sunabilmek niyetiyle bu kitapçığı hazırladık.
             Zaten yeryüzünde Allah’ın yaratmış olduğu canlı ve cansız tüm varlıklar ile gerçekleşen her tür tabiat hadiseleri insanoğlu için açık birer ayet, öğüt alacaklar için birer mucize niteliğinde değilmidir?
            Bizim için önemli olan vazife, bütün bunların bilinci ve tefekkürü içerisinde olup, bunları yorumlayabilmemiz, kendimize bir yol ve yöntem tayin edebilmemizdir.
            İnsan yaşamında büyük bir önem arz eden ve her Müslüman’ın mutlaka bilmesi ve uygulaması gerektiğine inandığımız türdeki mevzuları ve ilgili ayetlerini   özenle seçtik, açık ve anlaşılır bir şekilde verdik. Eğmedik, bükmedik, kim ne der diye düşünmedik. Herkes duysun, bilsin, öğrensin, araştırsın ona göre kendine bir yol haritası çizsin, nefsinde kendi muhasebesini yapsın istedik.
                   Selam olsun, Kuran-ı, hayatının tüm safhasında, her nefesinde yaşam tarzı olarak benimseyenlere ve uygulayabilenlere.
A. Kadir DEMİRCAN
 
1. İnsanların yaratılış gayesi.
        Zariyat 56: “Ben insanları ve cinleri, ancak bana ibadet etsinler diye yarattım”.
        Zariyat 57: “Ben onlardan bir rızk istemiyorum (ben onları kendilerine yahut başka bir kimseye rızk versinler diye yaratmadım) bana (kullarıma) yemek yedirmelerini de istiyorum”
2. Hayvanların yaratılış gayesi.
        En’am 142: “Hayvanları da yük ve kesim için yaratan Allah’ tır..”
3. ilim.
        Zümer 9: “Deki; hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Ancak gerçek akıl sahipleri anlar.”       (Diğer ayet: Casiye 18’e bakabilirsiniz.)
4. Ölüm.
        Ölümden kurtuluş yoktur, ölüm her an sizi yakalayabilir. Ölüme her an hazırlıklı bulunun.
        Ölüm son değildir, yeni bir başlangıçtır. Güzel takva sahipleri ve gerçek müminler ölümden korkmazlar. Onlar için ölüm her an gündemdedir. Dünyada ölümsüz hiçbir canlı yoktur. Kimse; kaç yaşında, kaç yıl sonra, hangi sene, kaç saat, kaç dakika ve kaç saniye sonra öleceğini bilemez, o her an gelip çatabilir. Ne zaman çıkılacağı belli olmayan bir yolculuk için her an teyakkuz halinde olmamız gerekmez mi.
        Ankebût 57:”Her nefis ölümü tadacaktır. Sonra bize döndürüleceksiniz...”
        Nisâ 78:”Her nerede olursanız ölüm size erişir; velev ki, tahkim edilmiş yüksek kalelerde bulunun.”
        Cum’a 8: ”De ki; kendisinden o kaçıp durduğunuz ölüm, muhakkak gelip size kavuşacaktır. Sonra hem gizli, hem aşikarı bilen Allah’a döndürüleceksiniz de, o size neler yaptığınızı haber verecektir.”
        Ahzâb 16:”Ey Muhammet! De ki: “Eğer ölümden yahut öldürülmekten kaçıyorsanız bilin ki, kaçmak size fayda vermeyecektir; kaçsanız bile az bir zamandan fazla yaşatılmazsınız.”
 
5. Uyku ölümün bir parçası, benzeridir.
        İnsan uyuyup uyandırıldığı gibi, ölüp yeniden diriltilecektir.
        En’âm 60:”O’dur ki, sizleri geceleyin uyutarak ölü gibi yapıyor, gündüz de yaptığınız işleri biliyor. Sonra takdir edilen ömür tamamlansın diye, sizi gündüz uyandırıyor...”
        Bakara 28:”Allah’ı nasıl inkar ediyorsunuz ki, siz, ölü (birer nutfe) idiniz; o sizi diriltti. Sonra (ecelleriniz gelince) sizleri yine öldürecek, sonra (kıyamette) sizi diriltecek. Sonra da (amellerinizin hesabı görülmek üzere) O’na döndüreceksiniz.” 
6. Cum’a namazında alış veriş yapılmaz, camiye ibadete gidilir.
          Cum’a 9 - 10: ”Ey iman edenler! Cum’a günü namaz için ezan okunduğu zaman Allah’ın zikrine (Hutbe dinlemeye ve namaz kılmaya ) gidin, alış verişi bırakın. Bu sizin için daha hayırlıdır; eğer bilirseniz. Artık namazı kılınca, yeryüzüne dağılın. Allah’ın fazlını isteyip (sizin için takdir ettiği rızkı) arayın ve Allah’ı çokça zikredin; umulur ki felâha kavuşmuş olursunuz.”
7. Kıyamet.
         Kıyametin kopması çok korkunç ve dehşet vericidir. Herkes o gün paniğe kapılacak, kimse kurtulamayacaktır.
        Hacc 1: ”Ey insanlar! Rabbinizden korkun. Şüphe yok ki, o kıyamet sarsıntısı çok büyük bir şeydir, korkunçtur.”
        Hacc 2: ”Onu göreceğiniz gün, her emzikli kadın emzirdiğinden geçer ve her yüklü kadın çocuğunu doğurur. İnsanları da hep sarhoş görürsün, halbuki sarhoş değillerdir. Fakat Allah’ın azabı çok şiddetlidir.”
8. Kıyametin kopma zamanı Allah’ın bilgisindedir ve ansızın gelecektir.
        A’râf 187:”Ey Resulüm, sana kıyametten soruyorlar: Ne zaman kopacak? De ki: “Onun ilmi, yalnız Rabbimin katındadır. Onu tam vaktinde, ancak o tecelli ettirecektir. O kıyamet öyle büyük bir meseledir ki, göklerde ve yerde ona tahammül edebilecek hiçbir kimse yoktur. Size o, ancak ansızın gelecektir.”
9. Musibet. Başınıza gelen musibetler cehaletiniz ve işledikleriniz yüzündendir.
Musibet insanın kendisindendir – herkes ettiğini bulur.
      Şûra 30:”Başınıza gelen her musibet kendi ellerinizin kazandığı yüzündendir. Allah ise, günahların bir çoğunu bağışlıyor.”
10. Allah cezada acele etmez, mühlet verir.
    Nail 61: ”Eğer Allah zulümleri (günahları, sapıklıkları, küfürleri) yüzünden insanları (hemen) hesaba çekiverseydi, yeryüzünde kımıldayan bir tek canlı bırakmazdı. Fakat Allah, onları takdir edilen bir mühlete kadar geciktirir.”
11. Allah inananları kafirlere karşı galip kılar.
       Enfâl 66: “Şimdi Allah sizden yükü hafifletti. Bildi ki, siz de, bir zayıflık var. Şimdi sizden sabredecek yüz kişi olursa, iki yüzü yenerler. Eğer sizden bin olursa, Allah’ ın izniyle iki bine galebe çalarlar. Allah sabredenlerle beraberdir.”
12. Canları ve mallarıyla cihat edenlerin mükafatları.
          Tevbe 88 :”Fakat Peygamber ve onun yanındaki müminler, mallarıyla ve canlarıyla cihat ettiler.İşte bütün hayırlar bunların ve asıl kurtuluşa erenler de işte bunlardır.”
          Tevbe 89:”Allah onlara, (ağaçları) altından nehirler akan cennetler hazırladı:içlerinde ebedi olarak kalacaklar;işte bu,en büyük saadettir.
13. Kâfirlere ve münafıklara karşı davranış şekli.
          Tahrim 9:”Ey peygamber! Kafirlere (kılıç ile) münafıklara (öğüt ile) savaş aç; onlara karşı sert davran:Onların barınakları cehennemdir. O ne fena dönüş yeridir”.
 
14. Müslümanların birlik olmaları ve yardımlaşmaları.
          Al’i İmrân 103:”El birlik Allah’ın dinine sımsıkı sarılın. Birbirinizden ayrılıp dağılmayın...”
          Şûra 39:”O kimselerdir,kendi haklarına tecavüz vaki olduğu zaman ,onlar yardımlaşırlar”.
15. Müminler hayırda yardımlaşır (Yarışırlar) şer de engel olurlar.
          Mâide 2:”İyilik etmek ve fenalıktan sakınmak hususunda birbirinizle yardımlaşın, günah işlemek ve haddi aşmak üzerinde yardımlaşmayın...”
16. Gösteriş için namaz kılanların halleri ile, gaflet içerisinde ve şuursuz olarak namaz kılanların durumları.
        Menfâatleri icabı ve çevresinden çekindiği için, ara sıra, topluluk içinde, belirli yerlere ve kişilere görünmek arzusuyla namaz kılanlara hiçbir sevap terettüp etmez. Bu ibadetin onlara hiç bir faydası dokunmadığı gibi, cezası da olacaktır. Ve bu tür kişiler aslında insanlık adına utanç verici tutumlarıyla, zararlı ve tehlikeli kişilerdir. İnsanları kandırırlar ancak Allah’ı asla kandıramazlar.
        Maûn 4–5–6–7:”Artık şiddetli azap olsun (nifak suretiyle) namaz kılanlara ki, 5: Onlar namazlarından gafildirler. 6: Onlar, (namazlarıyla insanlara) gösteriş yaparlar. 7: Ve zekâtı vermezler.”
        (Kıldıkları namaz çürüktür, kötü huylarını terk etmesine yetmez, baştan savmadır, hem namazı kılarlar hem de her türlü üçkâğıtçılığı yaparlar, harama helâle dikkat etmezler, amaçsız, gayesiz, başıboş gibidirler.)
        Bakara 238:”…Namaza Allah’a itaat edici ve boyun eğici olarak durunuz.”
    Nisâ 103:”…sükun ve emniyet haline geldiğiniz vakit, namazı tam erkanı ile kılın.”
17. İftira atmak.
 İftiradan kaçınınız. İftira atmak çok çirkin bir davranış ve büyük bir günahtır.
         İnsanlara; araştırmadan, çok kesin olarak emin olmadan ve görmeden, işlemedikleri bir suç için iftira atanlar ile eziyet edenlerin durumları çok kötü olacaktır.
        Ahzâb 58:”Erkek müminlerle kadın müminlere, işlemedikleri bir günahla eziyet edenler (onlara iftira atanlar), doğrusu açık bir günah yüklenmişlerdir.”
        Hucûrat 12:”…hiç sizden biriniz ölü kardeşinizin etini yemek ister mi? Bundan tiksindiniz (değil mi ?). O halde Allah’tan korkun. Muhakkak ki Allah tevvaptır, tövbeleri kabul eder.”
18. Zan ve gıybet.
        Kötü zandan kaçının. haksız ve gereksiz yere, gelişigüzel Müminlerin aleyhinde konuşmayın, birbirinizin kusurlarını araştırmayın.
        Hucûrat 12:”Ey iman edenler! Zannın bir çoğundan sakının; çünkü zannın bir kısmı günahtır. (Müslümanların ayıp ve kusurlarını) araştırmayın; bir kısmınız bir kısmınızı (arkasından hoşlanmayacağı sözle) çekiştirmesin. Hiç sizden biriniz ölü kardeşinizin etini yemek ister mi? Bundan tiksindiniz. O halde Allah’tan korkun. Muhakkak ki Allah tevvaptır, tövbeleri kabul eder.”
19. Can ve mallarımızın emanetçisiyiz.
        İnsan elinde bulundurduğu bütün mallarının emanetçisidir, bekçisidir, sahibi değildir. Kimse bu mal mülk benimdir, ben kazandım diyerek kendi kendini aldatmamalıdır. Her şeyin gerçek sahibi Allah’tır. O dilemezse ve istemezse kimse hiçbir şeyin sahibi olamaz. Ve insan sorumluluğunu üstlendiği emanet mal ve mülkü Allah’ın rızası doğrultusunda, insanlığın hizmetine seferber etmelidir, etmek zorundadır. Şayet bunun bilincinde olan ve kıyamet gününe inanan bir Müslüman ise.
        Yunûs 55:”Biliniz ki; göklerde ve yerde ne varsa, hepsi Allah’ındır. Biliniz ki gerçekten Allah’ın vadi haktır. Kâfirlerin çoğu bunu bilmezler.”
        Al-i İmrân 180:”Allah’ın fazlından kendilerine verdiği şeye bahilik edenler, hiçbir zaman onu kendilerine hayır sanmasınlar. Aksine bu kendileri için bir şerdir. Onların cimrilik ettikleri (insanların lehinde kullanmadıkları, yararlandırmadıkları) şey, kıyamet günü boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allah’ındır. Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.”
20. Arkadaşlık ve dostluk.
        Gerçek müminler; dostlarını ve arkadaşlık edecekleri kişileri; dürüst, çalışkan, mücadeleci, topluma faydalı, güvenilir ve şahsiyetli, toplumda sevilip sayılan, değer verilen, iyi ahlaklı, cahil olmayan, imanında ve sözünde doğru olanlar arasından seçerler.
        Nisâ 69:”Allah’a ve peygambere itaat edenler, işte bunlar, Allah’ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle, sıdıklarla, şehitlerle ve iyi kimselerle beraberdirler. Bunlar ise ne güzel bir arkadaş.”
       Tevbe.119: ”Ey müminler! Allah’tan korkun (fenalıklardan sakının) imanında ve sözünde doğru olanlarla beraber olun.”
21. Mümin erkekler ile Mümin kadınlar da birbirlerinin yardımcılarıdırlar.
          Tevbe 71:”Erkek ve kadın bütün müminler, birbirlerinin yardımcılarıdır. İyiliği emrederler, fenalıktan alıkoyanlar, gereği üzere kılarlar, zekatı verirler, Allah ve Resulü’ne itaat ederler”.
22. Ancak müminler birbirlerinin kardeşidirler.
          Hucûrat 10: ”müminler (dinde) ancak kardeştirler.....
23. Barıştırmak. Müminlerin arasını düzeltin, barıştırın.
          Hucûrat 9: Eğer müminlerden iki birlik çarpışırsa, hemen aralarını düzelterek barıştırın...”
          Hucûrat 10:”Müminler (dinde) ancak kardeştirler. Onun için (ihtilaf ettikleri zaman) iki kardeşinizin aralarını düzeltin ve (Allah’ın emirlerine muhalefet etmekten) sakının ki, merhamet olunasınız”.
(Dargınsanız barışın,dargınları barıştırın.)
          Enfâl 1:”Siz gerçekten mümin iseniz Allah’tan korkun ve birbirinizle aranızı düzeltin(geçimsizlik yapmayın)Allah’a ve Resulüne itaat edin”.
15. Müminlerin aleyhinde konuşan ve çalışanların cezası, halleri.
24. Müminlerin aleyhinde çalışanların ve onlara zararlı olanların durumları.
          Nûr:19 ”Müminlerin içinde kötü sözlerin yayılmasını arzu edenler için, muhakkak dünyada ve ahrette (çok) acıklı bir azap vardır. (Kötülüğü yaymak isteyenleri) siz bilmediğiniz halde Allah bilir”.
25. Müminlerden başkasını başınıza geçirmeyin.
        Kafir, münafık, fasık ve kötü ahlaklı kişileri.
          Nisâ 144: ”Ey iman edenler! Müminleri bırakıp da Kafirleri (dostlar) veli edinmeyin. (Başınıza geçirmeyin) Azabınızı gerektiren açık bir hüccet Allah’a vermek ister misiniz...”
26. Müslümanların dostu ve başlarına geçirecekleri kişiler bellidir.
          Mâide 55: ”Sizin dostunuz ancak Allah, O’nun Peygamberi, namazı kılan, zekatı veren ve Allah’ın (tüm) emirlerine boyun eğen Müminlerdir”.
27. Allah’ın indirdiği Kuran’a göre hüküm vermeyenler.
          Mâide 44:”...kim Allah’ın indirdiği hükümlerle hüküm vermezse, işte onlar, Kafirlerdir”.
          Mâide 45:”...kim Allah’ın indirdiği hükümlerle hüküm vermezse, işte onlar,zalimlerdir”.
          Mâide 47 :”...Kim Allah’ın indirdiği hükümlerle hüküm vermezse, işte onlar, münafıklardır”.
28. Müminlerin birbirleriyle çok iyi geçinmeleri, güçlü ve kuvvetli olmaları gerekir.
          Enfâl 46: ”Allah’a ve O’ nun Resulüne itaat edin birbirinizle çekişmeyin. Sonra içinize korku düşer ve kuvvetiniz elden gider. Birde sabırlı olun. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir”. (Al-i İmrân 103. bkz.).
29. İslam’da milliyetçilik, ırkçılık ve ırk üstünlüğü yoktur. Üstünlük iyi amel ve takva iledir.
          (Gerçekte iki tür millet vardır. İslam tek bir millet, küfür de tek bir millettir).
          Hucûrat 13:”Ey insanlar! Sizi, bir erkekle bir dişiden yarattık. Hem de sizi soylara ve kabilelere ayırdık ki, birbirinizi tanıyasınız. Biliniz ki, Allah katında en iyiniz, takvası en ziyade olanınızdır. Şüphe yok ki Allah Alimdir. Her şeyi bilendir, her şeyden haberdardır”.
30. Korkaklık. Müminler Allah’tan başka hiçbir kimseden ve güçten korkmazlar.
Al-i İmrân 28. “Müminler Müminlerden ayrılıp kafirleri dost edinmesin. Bunu her kim yaparsa artık Allah ile ilişiği kesilmiş olur. Meğer ki onlardan gelebilecek bir tehlikeden dolayı sakınmış bulunasınız. (Bu takdirde zararlarından korunmak için görünüşte dostluk yapabilirsiniz) Allah size kendinden korkmanızı emrediyor. Nihayet dönüş Allah’adır.
          Enfâl 15:”Ey Müminler! Toplu olarak kafirlerle karşılaştığınız zaman onlara arkalarınızı çevirmeyin, (korkup) kaçmayın”.
          Bakara 195.”...Allah’tan korkun ve bilin ki, Allah takva sahipleri ile beraberdir.
           Bakara 196.” .. Allah’tan korkun ve bilin ki, Allah’ın azabı cidden çok şiddetlidir.”
31. Son nefeste tövbenin hiçbir geçerliliği yoktur.
           (İmanı olduğu halde, hiçbir salih amel işlememişse, imanının ona fazla bir faydası dokunmaz )
          En’âm 158: ” Rabbinin alametlerinden biri geldiği gün, evvelce iman etmemiş veya imanında bir hayır kazanmamış olan kimseye o gün (son nefeste) imana gelmek hiçbir fayda vermez”. Ey Resulüm; deki; gözetleyip bekleyin, bizde gözetleyip bekliyoruz.”
32. Allah’ın ayetleriyle, İslamiyet ve Müslümanlarla alay edenlerle oturmayınız.
          Nisâ 140: ” Allah’ın ayetlerinin inkar edildiğini ve onlarla eğlenildiğin i işittiğiniz zaman o kafirlerle oturmayın, taki başka bir söze dalsınlar. Çünkü o zaman sizde onlar gibi olursunuz.”
          En’ am 68: “ Ayetlerimiz hakkında alay yollu söz edenleri gördüğün zaman, kendilerinden yüz çevir, yanlarında oturma, ta ki Kuran’dan başka bir söze dalarlar. Eğer onlardan yüz çevirme işini, şeytan sana unutturur ise hemen kalk ta o zalimler kavmi ile beraber olma.
 
33. Kafirlerin durumu, sonları.
          Bakara 18: “ Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler; artık onlar dönmezler.”
          Nisâ 56: “ Şüphesiz ki ayetlerimizi inkar eden kafirleri yarın, ateşe atacağız. Derileri piştikçe azabı duysunlar diye kendilerine değiştirerek başka deriler vereceğiz...”
34. Müslümanlara gelen bir iyilik kafirleri üzer, kahreder, kötülük ise onları sevindirir, ferahlatır.
          Al-i İmrân 120:” Size ( Müslümanlara) bir iyilik dokunursa (bu) onları üzer ve kederlendirir. Başınıza bir felaket gelirse, onunla ferahlanır ve sevinç duyarlar. Eğer siz sabırlı olur da korunursanız, onların hileleri size hiçbir zarar vermez.
35. Münafıkların durumu.
          Muhammet 16:”O münafıklardan seni dinlemeye gelen de var.Hatta senin yanından çıktıkları zaman kendilerine ilim verilmiş olanlara şöyle derler.Demin ne söyledi?Bunlar öyle kimselerdir ki, Allah kalplerini mühürlemiştir de hep hevalarına uymuşlardır”.
Al-i İmren 177:”İmana karşılık küfrü satın alanlar;Allah’a hiçbir şeyle zarar veremezler.Onlar için çok acıklı bir azap vardır”.
 
36. Amelsiz iman.
          İnanmak yeterli değildir, sadece iman etmiş olmakla kurtulamazsınız (iman ettik demekle kurtulamazsınız, kurtulmayı asla beklemeyiniz.
          Ankebût 2:”O insanlar sandılar mı ki,”iman ettik”demeleriyle bırakılacaklar da imtihana çekilmeyecekler”(Devamı: Ankebut 3)
37. Örtünme ve tesettür.
          Ahzâb 59: ”Ey peygamber! Hanımlarına,kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, (Kendilerini baştan aşağı örten)elbiselerinden, giyinip örtünsünler. İşte böyle giyinmeleri, tanınıp da(ahlaksızlar tarafından eziyet edilmelerine daha el verişlidir...”
          Nûr 31: ”mümin kadınlara da söyle gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar, ziynetlerini açıp göstermesinler. Ancak bunlardan görünmesi zaruri olanlar müstesnadır. Baş örtülerini yakalarının üzerine koysunlar...”(Süs yerlerini göstermenin haram olmadığı kimseler: Nur: 31. ayete bakınız)
38. Mümin erkekler harama (yabancı kadına) bakmasınlar, mümin kadınlar da kendilerini korusunlar, harama fırsat vermesinler.
          Nûr 30: ” Mümin erkeklere söyle, gözlerini(haramdan, yabancı kadınlardan)sakınsınlar ve ırzlarını (apışlarını) muhafaza etsinler, bu kendileri için daha temizdir...”
          Nûr 31:”Mümin kadınlara da söyle; gözlerini sakınsınlar,ırzlarını muhafaza etsinler, ziynetlerini açmasınlar (açık bırakmasınlar), zahir olanı (kendiliğinden görünen) başka ve baş örtülerini yakalarının üzerine çeksinler.
39. Yakıtı insanlar ve taşlardan olan cehennem ateşinden kendinizi ve aile fertlerinizi koruyunuz.
          Tahrim 6:”Ey iman edenler! kendinizi ve aile halkınızı öyle bir ateşten koruyun ki, o ateşin tutuşturucusu insanlarla taşlardır. Üzerinde öyle melekler vardır ki, çok sert, çok kuvvetlidirler. Allah kendilerine ne emretti ise, ona isyan etmezler ve emredildikleri şeyi yaparlar”.
40. İlahi kanun ve referans kaynağımız Kuran ve Sünnettir. Müslümanlar kanunlarını, kurallarını ve tatbik edecekleri uygulamalarını Kuran’a ve sünnete uygun olarak tanzim etmek durumundadırlar.
          Nisâ 105:”Gerçekten biz sana kitabı hak olarak indirdik ki, insanlar arsında Allah’ın sana gösterdiği şekilde hüküm veresin. Hainlere yardımcı olma”.
      En’am 38:”...Kitapta biz hiçbir şeyi eksik bırakmadık...”
 
 
 
 
41. Sözünde durmak, yapılan anlaşmaya sonuna kadar sadık kalmak.
          Söz Müslüman için namustur, şahsiyettir, ahlaktır, söz çok önemlidir. Söz Müslüman’ın kulpudur. Müslüman verdiği sözden asla caymaz, sözünün eridir, söz senettir.
          Maide 1:”Ey iman edenler ! Allah ve insanlar arasında verdiğiniz söz ve yaptığınız bağlantıları yerine getirin”.
          İsra 34: ”Bir de ahdi (yapılan sözleşmeyi) yerine getirin. Çünkü verdiği sözden cayan (kıyamet günü) sorumludur”.
42. Namazı yasaklayanlar ve engel olanlar.
         Alâk 9,10,19: ”Gördün mü namaz kıldığı zaman Peygamberi yasaklayanı... Hayır, sakın onu dinleme, secdene devam et ve yaklaş”.
      Maide 91:”Muhakkak şeytan,şansta ve kumarda aranıza düşmanlık ve kin düşürmek;sizi Allah’ı anmaktan ve namaz kılmaktan alı koymak ister.Artık siz bunlardan sakınmaz mısınız”.
43. Mescitlerin (camilerin) aleyhine çalışanlar.
         Bakara 114: ”Allah’ın mescitlerini, içlerinde Allah’ın ismi anılmaktan men eden ve yok olmaları yolunda çalışan kimselerden başka, daha zalim kim vardır? Bunların mescitlere ancak korka korka girmek hakları olabilir. O kafirlere dünyada zillet ve rüsvalık vardır. Ahrette en büyük azap ta onlarındır”.
 
44. Mescitleri imar edenler ve onaranlar.
          Tevbe 18:”Allah’ın mescitlerini, ancak Allah’a ve Ahret gününe iman eden, gereği üzere namaz kılan, zekatı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder, onarır. İşte hidayet üzere bulunanlardan oldukları umulanlar bunlardır”.
45. Helâk olmayı hak eden belde.
      İsrâ 16:”Bir memleketi helak etmek istediğimiz zaman, o memleketin zevke düşkün öncülerine Peygamberlerin diliyle, itaat emrederiz. Artık o memleket üzerine hüküm gerçekleşmiştir. İşte o memleketi helak eder de ederiz”.
 46. Allah yolunda çile çekmeden ve mücadele   etmeden cennete girmeyi asla beklemeyin.
          Al-i İmrân 142:”Yoksa Allah, içinizden mücadele (cihat) edenlerle (çile ve musibetlere) sabredenleri belli etmeden (iman-i telkinleri pratiğe geçirmeden) Cennet’e gireceğinizi mi sanıyorsunuz”. (Bakara”14. Ayetçe bakınız)
          Bakara 214:”Sizden önce gelenlerin durumu sizin başınıza gelmeden Cennet’e gireceğinizi mi sandınız. Peygamber ve onunla birlikte müminler; Allah’ın yardımı ne zaman diyecek kadar darlığa ve zorluğa düşmüşler ve sarsılmışlardı. İyi bilin ki, Allah’ın yardımı şüphesiz yakındır”.
          Siz, sizden önceki Müminlerin Allah yolunda yaptıkları mücadeleleri, çektikleri sıkıntı ve çileleri çekmeden öylece Cennete gireceğinizi mi sandınız.
          Sadece iman-i telkin ve esasları eda edip Cenneti beklemek çok hatalı bir bekleyiştir. Cennet; ancak pratik tatbikat ve tecrübelerden ve ameli imtihanlardan sonra gelir. Malları ve canlarıyla cihat eden, bela ve meşakkatlere katlanan, Allah’a olan vaatlerini yerine getiren, tüm mücadele ve musibetlere göğüs geren kimseler içindir cennet.
47. Dinde aşırı gidenlerin durumu. İslam orta yoldur. Dikkat çekici, abartılı ve etrafı rahatsız edici davranışlar hoş karşılanmaz.
          Mâide 87: ”Ey iman edenler Allah’ın size helal kıldığı nimetlerin temiz ve hoşlarını kendinize haram etmeyin, aşırı da gitmeyin. Çünkü Allah aşırı gidenleri sevmez”.
          Hûd 112: ”Onun için sen emrolunduğun şekilde beraberinde tövbe edenlerle dosdoğru hareket et. Aşırı gitmeyin; Çünkü Allah yaptıklarınızın hepsini kemaliyle görücüdür”.
          Hucûrat 1: ”Ey iman edenler; (söz ve hareketlerinizle, ileri varıp da) Allah’ın ve Resulünün önüne geçmeyin; Allah’tan korkun. Çünkü Allah işitendir”.
 
48. Ahrette Hesaba çekilmeden önce Dünyada iken, kendi kendinizi hesaba çekiniz.
          Al-i İmrân 30:”Kıyamet gününde herkes; dünyada yaptığı hayır ve kötülükten yaptığı şeyi hazır bulacaktır; ve ister ki, kötülüklerle arasında uzak bir mesafe bulunsaydı.Yine Allah’ü Teala size kendinden korkmanızı emreder. Allah kullarını çok esirgeyicidir”.
49. İlim ile amel etmek: İlmi ile ameli aynı olmayanların hali.
          Cum’a 5:”Kendilerine Tevrat’ta amel teklif edildikten sonra, onunla amel etmeyenlerin hali ciltlerle kitap taşıyan eşeğin haline benzer. Allah’ın ayetlerini inkar eden kavmin hali ne çirkin! Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez”.
50. İslam’dan çıkarak başka dine giren ve küfre sapanlar.
          Al-i İmrân 87- 88: ”İşte dinden çıkanlar (var ya) onların cezası şu: Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların laneti gerçekten üzerlerindedir. Onlar ebedi olarak bu lanet ve azabın içindedirler. Kendilerinden ne azap hafifletilir, ne de onlara merhamet gözü ile bakılır”.
51. Kafirler istemese de Allah nurunu tamamlayacaktır. Yeryüzünde İslam yayılacaktır. İslam karşıtlarının çabaları boşunadır.
          Nûr 55: Sizden iman edip te Salih ameller işleyenlere Allah şöyle vaat buyurdu: Yemin olsun ki, kendilerinden evvel gelen İsrail oğullarını nasıl kafirlerin yerine getirdi ise, onları da kafirlerin arazisine getirecek (hakim kılacak) ve onlara, kendileri için seçtiği dinlerini, (İslam’ı) kuvvetlendirip icra imkanı verecek, onları korkularının arkasından muhakkak emniyete kavuşacaktır. (Allah Müslümanların düşmanlarını helak edecektir)...”
          Tevbe 32:”Onlar, Allah’ın nurunu (şeriatını) ağızlarıyla (sözleriyle) söndürmek istiyorlar. Fakat kafirler hoşlanmasalar bile, Allah, muhakkak nurunu tamamlayacaktır”.
52. Kafirlerin ölümü ve müminlerin ölümü.
          Muhammed 27: ”O halde, melekler onların (kafir ve münafıkların) yüzlerine ve arkalarına vura vura canlarını alırlarken nasıl hareket edecekler”.
          Nâhl 32:”Takva sahipleri (müminler) o kimselerdir ki, melekler, canlarını hoş ve rahat oldukları halde alırlar. Selam size. Yapmış olduğunuz güzel işlerin mükafatı olarak girin cennete...derler”.
 
53. Kötü kimselerin makam ve mevki sahibi edilmeleri
          (Günahkarlar dünyada üstün mevkide bulunurlar):
          En’am 123:”Mekke’de olduğu gibi, her beldede de en büyük günahkarları (Mücrimleri – yüksek), mevkide bulunduruyoruz ki, orada hile yapsınlar. Halbuki onlar hileyi ancak kendilerine yapıyorlar da farkında değillerdir”.
54. Müşriklerin yaptığı bütün işler Allah katında boştur.
      Tevbe 17:”...Onların, hayır diye, bütün yaptıkları (işler) boşa gitmiştir ve onlar ebedi olarak ateşte kalıcıdırlar”.
55. Kıyamet ve mahşer günü insanların halleri
(Ahret ve Hesap Günü)
          Al-i İmrân 106-107 ”Kıyamet gününde bir takım yüzler ak ve bir takım yüzlerde kara olacak. O vakit yüzleri kara olanlara şöyle denilecek: İmanınızdan sonra küfrettiniz ha! İşte o küfrün cezası olarak tadın azabı...””Ama yüzleri ak olanlar Allah’ın rahmeti içindedirler .Onlar orada (cennette) ebedi olarak kalacaklardır”.
          Bakara 123: ”O günden korkun ki, orada kimse kimseden bir şey ödeyemez. (Kimse başkasının borç ve mesuliyetini karşılayamaz) azaptan kurtulmak için kimseden bedel kabul edilmez ve kafir olduğu halde kimseye şefaat fayda vermez, hem de hiçbir taraftan yardım olunmazlar”.
 
56. Haberi araştırmak, incelemek, istihbarat etmek.
           (Kafir, müşrik, fasık, münafık karakterliler ve güvenilmez kimselerin verdikleri haberlerden şüphelenin, doğruluğunu araştırın, hemen karar vermeyin).
          Hucûrat 6: ”Ey iman edenler! Eğer size bir fasık, bir haber getirirse, onu araştırın. (Doğruluğunu anlayıncaya kadar tahrik edin) Değilse bilmeyerek bir kavme sataşırsanız da yaptığınıza pişman olursunuz”.
57. Cennet ve Cehennemde müminlerin ve kafirlerin durumları, sevap ve azabın ebedi oluşu.
          Arâf 42: ”İman edip Salih ameller işleyenler, ki biz herkese ancak gücünün yettiğini teklif ederiz. İşte onlar Cennetliktirler, onlar orada ebedi olarak kalıcıdırlar.
          Fatır 37 - 38: ”O kafirler cehennemde şöyle derler: Ey Rabbimiz! Bizleri çıkar, yapa geldiklerimizden başka Salih bir amel yapalım. Size düşünecek kimsenin düşüneceği kadar ömür vermedik mi? Hem size Peygamber de geldi. O halde tadın (azabı). Çünkü zalimleri kurtaracak yoktur”.
          Nisâ 56:”Şüphesiz ki ayetlerimizi inkar eden kafirleri yarın ateşe atacağız. Derileri piştikçe azabı duysunlar diye kendilerine değiştirilecek başka deriler vereceğiz...”
Sevap ve azabın ebedi oluşu:
          Bakara 81:”Gerçekten bir kimse günah ve küfrü kazanır da günahları onu her taraftan çevrelerse, işte böyle kimseler Cehennem ehlidirler ve orada ebedi olarak kalıcıdırlar”.
          Bakara 82: ”İman edip, Salih ameller işleyenler ise, onlar da Cennet ehlidirler, ebedi olarak orada kalıcıdırlar”. (Hud 107-108’e bakınız).
58. Cehennemliklerin yiyecek, içecek ve giyecekleri.
          Saffat 65:”Meyveleri, (Cehennemin dibinde biten zakkum ağacının) şeytanların başı gibidir, çirkindir”.
          Saffat 66:”İşte cehennemlikler, bundan yerler ve karınlarını onunla doldururlar”.
          Saffat 67: ”Sonra, üzerine kaynar su katılmış içki, şüphesiz onlar içindir”.
          Sâd 57: ”Cehennemde susadıkları zaman içecekleri işte bu kaynar su ve irindir, artık onu tatsınlar”.
          Sâd 61:”(Kaynar suyu ve irini içerek azap gören kafirler) Rabbimiz! Bunu kim başımıza getirdiyse onun azabını ateşte kat kat arttır derler”.
          Mümin 71 - 72: ”Boyunlarında halkalar ve zincirler olarak kaynar suya sürülür, sonra da ateşte yakılırlar”.
          Hakka 36-37:”(Cehennemde) günahkarların yiyeceği olan kanlı irinden başka bir yiyeceği de yoktur”.
 
59. Kıyamet günündeki ceza ve mükafatı (cennet ve cehennemi) hiç bir kimse garantilemiş değildir.
      Meâric 28: ”Doğrusu Rablerinin azabından kimse güvende değildir”.
60. Müminlerin hepsi önce cehennemden geçeceklerdir.
      Meryem 71: “İçinizden hiç biri istisna edilmemek üzere mutlaka cehenneme varacaktır. Bu, Rabbinin katında kesinleşmiş bir hükümdür”.
      Meryem 72: ”Sonra Allah’tan korkup sakınanları kurtaracağız ve zalimleri de toptan cehennemde bırakacağız”.
 
 
 
61. Puta tapanların, taptıklarına dilek ve şikayetlerini sunanların hali.
      Hacc 12: ”Allah’ı bırakıp da kendine ne zarar, ne de fayda vermeyecek olan şeylere ibadet eder, yalvarır. İşte hidayetten uzak olan sapıklık budur”.
      Hacc 13:”Kendisine zararı faydasından daha yakın olana yalvarır. Yalvardığı şey ne kötü yardımcı ve fena arkadaştır”.
      Hacc 30:”...O halde, pis putlardan kaçının, yalan sözden sakının”.
62. Puta sövmek: Onların putlarına (yanlarında) sövmeyin, hakaret etmeyin.
      En’âm 108: ”Müşriklerin Allah’tan başka taptıkları putlara sövmeyin ki, onlar da cehaletle tecavüz ederek (Kuran’a ve Peygambere) Allah’a sövmesinler”.
63. İnsanlar ve cinlerden bir çoğu cehennem için yaratılmıştır. Gerçeği görmeyen, anlamayan ve dinlemeyenlerin durumları.
      A’râf 179:”Yemin olsun ki, cin ve insanlardan bir çoğunu Cehennem için yarattık, onların kalpleri vardır; bu kalplerle gerçeği anlamazlar. Gözleri vardır, onlar görmezler (ibret almazlar). Kulakları vardır; onlarla nasihat dinlemezler, işte bunlar hayvanlar gibidir; doğrusu daha sapık ve şaşkındırlar. Gafil olanlar da işte bunlardır”.
64. İnsanı takip eden, koruyan ve amellerini tek tek not alan (kayıt yapan) melekler vardır.
     Râ’d 11:”Her insan için, önünden ve arkasından takip eden melekler vardır.Onu (insanı) Allah’ın emriyle korurlar.”
65. İnkarcıların refah ve bolluk içerisinde olmalarına müslümanlar sakın imrenmesin, aldanmasın.
      Al’i İmrân 196 - 197: ”İnkar edenlerin diyar diyar gezip refah içinde dolaşması, ey Muhammet sakın seni aldatmasın; az bir faydalanmadan sonra onların varacakları yer (kesin) cehennemdir. O ne kötü duraktır”.
66. Amel defterleri insanları hayrete ve şaşkınlığa düşürür.    
          Kehf 49: ”Amel defteri ortaya konunca suçluların orada yazılı olanlardan korktuklarını görürsün.”Vah bize, eyvah bize! ”Bu defter nasıl olmuş küçük büyük bir şey bırakmadan hepsini saymış (yazmış, not almış) derler. İşlediklerini (dünyada iken) hazır bulurlar. Rab bin kimseye haksızlık etmez”.
      A’râf 8: ”Kıyamet gününde amellerin tartılması haktır. Kimin iyilikleri kötülüklerinden ağır gelirse işte onlar kurtulanlardır”.
      A’râf 9:”Kimin de tartıları hafif gelirse, işte bunlar ayetlerimize zulmetme sebebiyle kendilerine yazık edenlerdir”.
67. Amel defterleri bozuk olanlar kaçacak yer bulamazlar:
    Kehf 53: ”Suçlular ateşi görürler ve ona düşeceklerini anlarlar, fakat ondan kaçacak yer bulamazlar”.
68. Amel karşılığı ceza ve   mükafat, bire on misli sevap verilmesi.
          En’âm 160:”Kim hayırlı ve güzel bir amelle gelirse, ona on misli sevap verilir. Kim de bir günah ile gelirse, ona ancak misli ile (günahı kadar) ceza verilir. Onlar (gerek iyilik, gerekse kötülük yapanlar) haksızlığa uğratılmazlar”.
69. Hayır ve şerrin (iyilik ve kötülüğün) zerresinin karşılığı vardır.
          Zilzâl 7- 8: ”Zira kim zerre miktarı bir hayır işlerse mükafatını görecek, kim de, zerre miktarı bir kötülük yaparsa, onun da cezasını görecektir”.
70. Sözünden dönmek, anlaşmayı bozmak (hainlik, ihanet ve nankörlük etmek)                                                                                                                                                                       
          Nâhl 92: ”Bir ümmet diğer bir ümmetten daha ziyadedir, diye (kafirlerin çokluğuna bakıp) yeminlerinizi aranızda hile edinerek, o ipliğini sağlamca eğirdikten sonra bozan kadın gibi olmayın. Gerçekten Allah sizi bununla (ahde vefa ile) imtihan eder; ve Dünyada ayrılığa düştüğünüz şeyi, kıyamet gününde muhakkak size açıklayacaktır”. 
71. İnananlar Allah’a ve insanlar arasında yaptıkları söz ve ahitleşmelere, tüm meşakkatlere ve tehlikelere rağmen mazeret beyan etmeksizin uymak mecburiyetindedirler.   
          Ahzâb 23:”İnananlardan Allah’a verdiği ahdi yerine getiren adamlar vardır. Kimi bu uğurda canını vermiş, kimi de beklemektedir”.
72. Hainlere yardımcı olmayın, şeytanın (kötü kimselerin) gönüllü avukatlığını yapmayın.
          Nisâ 109:”İşte siz (ey hainleri müdafaa edenler) öyle kimlersiniz ki, cahili yet gayreti ile Dünya hayatı uğrunda o hainlerden yana (lehinde) mücadeleye atılmışsınız. Kıyamet gününde (cehennemde) onlara azap edilirken, kendileri hesabına Allah’a karşı mücadele edecek kimdir? Yahut onlara kim vekil olacak?”.
73. Nefsinin arzularına uyanların ve nefsinin arzularını ilah kabul edenlerin hali.
          Kendilerini dine değil, dini kendilerine uyduranların durumu.
          Kasas 50:”...senin davetini kabul etmezlerse, artık bil ki, onlar sırf kendi nefsi arzuları peşinde gidiyorlar. Halbuki Allah’tan doğru bir delil olmaksızın yalnız kendi nefsi arzusu peşinde gidenlerden (şirk, küfür ve putlara ibadet edenlerden) daha sapık kim olabilir? Muhakkak ki Allah (hevalarına uyup nefislerine yazık eden ) zalimler topluluğunu hidayete erdirmez”.
74. Şer sanılan şey hayır, hayır sanılan şey de şer olabilir.
          Bakara 216:”...Olur ki, bir şey hoşunuza gitmezken, sizin için o hayırlı olur ve bir şey de sevdiğiniz halde, o hakkınızda şer olur. Allah bilir siz bilmezseniz”.
75. Yahudi ve Hıristiyanların Müslümanlara karşı tutumları:
          Maide 82: ”Ant olsun ki, Yahudilerle müşrikleri, müminlere düşmanlık bakımından, insanların en şiddetlisi bulursun. Sevgi bakımından müminlere en yakınını da “biz Hıristiyanız” diyenleri bulacaksın. Bunun sebebi şu: Çünkü onların içinde bilgin keşişler ve dünyayı terkeden rahipler vardır. Hakikaten onlar, Hak’kı kabul hususunda büyüklenmez ve kibretmezler”.
76. Yahudiler müminlere eziyetten başka zarar veremezler, yahudiler lanetlenmiş bir kavimdir:
          Al-i İmrân 111:”(Ey Müslümanlar) Yahudiler size eziyet vermekten başka bir zarar veremezler. Sizinle savaşırlarsa arkalarını dönüp kaçarlar. Sonra kendilerine yardım da yapılmaz”.
          Nisâ 52:”Onlar, Allah’ın kendilerine lanet ettiği kimselerdir. Kime de Allah lanet ederse, artık ona asla bir yardımcı bulamazsın”.
77. Yahudi ve Hıristiyanlarla, Müslümanların diyalogu.
          Ankebût 46: ”(Yahudi ve Hıristiyanlardan) düşmanlıkta ileri gidenler müstesna olmak üzere, kitap ehli ile en güzel bir şekilde mücadele edin. (Yumuşak ve tatlı söz söyleyerek Hak’kı anlatın, düşmanlıkta ileri gidenlerle ise savaşın) Bir de deyin ki, biz hem bize indirilene, hem de size indirilene (Tevrat, İncil ve Kuranı Kerime ) iman ettik. Bizim ilahımız ve sizin ilahınız birdir (ortağı yoktur). biz yalnız O’na itaat ederiz”.
78. Allah’ın kesin ve açık hükümlerini menfaat karşılığı gizleyenlerin ve çarpıtanların (değişik yorumlayanların)
durumları.
          Bakara 159:”İndirdiğimiz apaçık hükümleri ve doğru yolu, insanlara biz kitapta beyan ettikten sonra gizleyenler (var ya) şüphesiz Allah onlara lanet eder. (Onları rahmetinden kovar ve bütün lanet edebilenler de onlara lanet okur”)
79. Kur’an-ı Kerim; manasını anlamak, düşünmek ve hükümlerine uymak için indirilmiştir.
Kur’an-ı Kerim şifadır ve insanlar için eşsiz bir rehberdir.
          Râd 29: ”Sana indirdiğimiz bu Kur’an, hayır ve bereketi çok bir kitaptır. Ta ki ayetlerini düşünsünler ve akıl sahipleri ibret alsınlar”.
          Muhammed 24: ”Öyle olmasa, Kur’an-ı (içindeki nasihatları) düşünmezler mi? Yoksa (münafıkların) kalpleri üzerinde üst üste kilitleri mi var”.
          Yûnus 57: ”Ey insanlar! İşte size, Rabbinizden bir öğüt, kalplerdeki şüpheye bir şifa ve müminler için bir hidayet ve rehber olarak Kur’an geldi”.
          İsrâ 82: ”Biz Kuran’dan öyle ayetler indirmekteyiz ki, müminler için şifa ve rahmettir. Zalimlerin de ancak sapıklığını arttırır”.
80. Kur’an-ı Kerimin değinmediği hiçbir konu yoktur.
          Enâm 38:”...kitapta biz hiç bir şeyi eksik bırakmadık”.
81. Tartışmalardaki; fikir, düşünce, görüş ve tezlerin dayanağı ve ana kaynağı Kur’an olmalıdır, olması lazımdır.
          Lokman 20: ”İnsanlardan, Allah hakkında hiçbir bilgisi olmadan doğruluk rehberi ve aydınlatıcı bir kitabı bulunmadan, tartışanlar vardır”.
82. Kur’an-ı Kerimin bir öğüt oluşu ve her şeyi açıklaması.
          Al-i İmrân 138: ”İşte Kur’an-ı Kerimde olan bu kıssalar (vakıalar) bütün insanlar için hak sözü olan açıklamadır ve Allah’tan korkanlar için bir öğüttür”.
83. Kur’an-ı Kerimin bir benzerinin meydana getirilemeyeceğinin deklare edilmesi (meydan okuma).
          Bakara 23:”Eğer kulumuza (Hz. Muhammet’e) indirdiğimiz Kuran’dan şüphede iseniz haydi siz de onun benzerinden (fesahat ve belagatta ona eş) bir sure getirin ve Allah’tan başka şahitlerinizi (putlarınızı, şair ve alimlerinizi) de yardıma çağırın; şayet, sözünde sadık (doğru söyleyen) kimseler iseniz”.
          Bakara 24:”Bunu yapamazsınız (bir sureye eş getiremezsiniz) ki hiç bir zaman yapamayacaksınız, artık o ateşten sakının ki, onun tutuşturucusu, odunu (kafir) insanlarla taşlardır...”
84. Hak kitapların içeriğinin tahrif edilmesi, çıkarlarına göre değiştirilmesi.
          Al-i İmrân 78: ”Kitap ehlinden bir güruh da vardır, dillerini kitaptan sanasınız. Halbuki o kitaptan değildir. Bir de; bu Allah katındadır derler; halbuki o, Allah katından değildir. ( Bunlar) Allah namına, bile bile yalan söylerler”.
85. Kur’an-ı Kerim okunurken susun ve dinleyin, Allah’ı anın, yalvarın, gafillerden olmayın.
          A’râf 204: ”Kur’an okunduğu zaman, hemen onu dinleyin ve susun. Olur ki merhamet edilirsiniz”.
          A’râf 205: ”Sabah ve akşam içinden yalvararak ve korkarak içten hafif bir sesle Rabbini an (dua et, zikir et) gafillerden olma (sakın)”.
86. İyiliği emredip de kendileri yapmayanlar.
          Bakara 44:”(Ey Yahudiler) İnsanlara iyiliği emreder de kendinizi unutur musunuz? Halbuki Tevrat’ı okuyorsunuz, artık çirkin hareketinizi anlamaz mısınız?”
87. Müminlere işkence ve zulüm yapanların cezası.
          Burûç 10:”Muhakkak ki mümin erkeklerle mümin kadınlara eziyet edenler, sonra da tevbe etmeyenler (var ya), işte onlara Cehennem azabı ve yangın azabı var”.
 
 
 
88. Hakem olarak Kur’an-ı Kerim size yeter.
          Enâm 114:”Ey Resulüm, de ki; sizinle aramızı ayırt eden Allah’tan başka bir hakem mi ararım; size ayrıntılı olarak (içinde hak ile batıl, doğru ile yanlış açıkça belirtilmiş Kuran’ı) kitabı indiren O‘dur...”
(Kur’an her şeyi açıkladığı için, ölçü ve hakem olarak Kuran’a baş vururuz. Bir kişi veya bir fiil Kuran’a göre ya iyidir, ya da kötüdür. Kuran’ın ve sünnetin   dışındaki bir ölçü sahte bir ölçü ve hakemdir)
89. Allah’ın yardımı namaz kılanlara ve sabredenleredir.
          Bakara 153:”Ey iman edenler, sabırla ve namazla Allah’tan yardım isteyin. Muhakkak ki Allah’ın yardımı sabredenlerle beraberdir”.
90. Allah (gerçek) müminler aleyhinde kafirlere zafer vermez.
      Enfâl 36: ”Allah yolunda alıkoymak için mallarını harcayan kafirler, yakında yine onu harcayacaklardır. Sonra da (gayelerine eremeyeceklerinden) bu onlara pişmanlık ve yürek acısı olacak, sonunda mağlup olacaklardır. Küfürlerinde sebat edenler toplanıp cehenneme götürüleceklerdir”.
91. Bazı günahların cezası bütün topluma gelir.
      Enfâl 25:”...bir de öyle bir musibetten korkun ki; o, yalnız içinizde zulmedenlere isabet etmez. (Bu bela başkalarına da geçer, umumi olur) Bilin ki; Allah’ın azabı çok şiddetlidir”.
92. İstişare etmek, cesur, kararlı, bilinçli ve girişken olmak.
      (İşlerinde yalnızca Allah’a güven - cesur ve sabırlı ol)
      Şûra 38:”O kimselerdir ki Rablerine itaate icabet etmişler ve namazı gereği üzere kılmışlardır. İşleri de hep aralarında danışıklıdır...”
      Al-i İmrân 159:”...İş hususunda fikirlerini al (müşavere et). Müşavereden sonra da bir şeyi yapmaya karar verdin mi, artık Allah’a güven ve dayan (O işi uygulamaya geçir) Gerçekten Allah tevekkül edenleri sever.”
93. Dinlerinde ihtilafa ve tefrikaya düşerek fıkralara ayrılan ve bulundukları fıkralarıyla öğünenlerin durumları.
          Müslümanlar dinlerinde ihtilafa ve ayrı yorumlara düşerek, hükümlerin bir kısmına inanıp bir kısmına inanmayan, kendilerini doğru yolda görüp öğünerek diğerlerini tanımayan, aşağılayan, küçümseyen müşrikler gibi olmamalıdırlar. Böyle bir davranış İslam’da yoktur. Allah böyle haller içerisine girenlerin gazaba ve cehennemde çok şiddetli bir azaba çarptırılacağını beyan buyurmaktadır.
          Rûm 32: ”Dinlerinde ayrılığa (ihtilaf ve farklı yorumlara) düşüp fırka fırka (grup, grup) olan, her fırkasının da kendisinde bulunanla öğündüğü müşrikler gibi olmayınız.”
          Şûra 16: ”Allah’a icabet olunduktan (Peygamberin mucizeleri zahir olup, insanlar İslam dinine girdikten) sonra, Allah’ın dini hakkında münakaşaya kalkışacakların hüccetleri (düşmanlık ve çekişmeleri; daha evvelden gelen bizim dinimiz sizinkinden hayırlıdır sözleri) Rableri katında boştur. Hem onların üzerine bir gazap hem de onlara (ahrette) şiddetli bir azap vardır.”
          Enâm 159: ”Peygamberlerin bir kısmına inanıp bir kısmını inkar etmek veya hükümlerin bir kısmını tanımamak suretiyle, dinlerini ayrı ayrı fırkalara ayırarak parçalayanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilgin yoktur. Onların cezalandırılma işi Allah ‘a aittir. Sonra Allah kendilerine Dünyada yaptıklarını Ahrette haber verecektir.”
94. Fırkalar ve ihtilaflarla ayrılığa düşerek dağılan yahudi ve Hıristiyanlar gibi olmayın.
          Al-i İmrân 105: ”Ey müminler, kendilerine açık deliller ve ayetler geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşen Hıristiyan ve Yahudiler gibi olmayın. İşte onlar için çok büyük bir azap vardır.”
95. Şehitler ölmez. Allah yolunda çile çekerken (cihat ederken) ve mücadele ederken öldürülenlerin hali.
          Bakara 154: ”Allah yolunda öldürülenlere; ”Onlar ölülerdir” demeyin. Hakikatte onlar diridirler. Fakat siz anlayıp bilemezsiniz.”
          Ankebût 69:”Bize itaat uğrunda mücadele edenlere gelince, elbette biz onlara yollarımızı gösteririz. Muhakkak ki Allah iyilik yapanlarla beraberdir.”
96. Tebliğ. Tebliğ sırasında karşılaşılacak hakaret ve saldırılara sabretmek: Rızık endişesi, tebliğ görevine engel olamaz.
          Al-i İmrân 186: ”Ant olsun ki; sizden evvel kendilerine kitap verilenlerden ve Allah’a eş koşanlardan da gerçekten birçok incitici şeyler işiteceksiniz. Eğer bunlara katlanır ve sabrederseniz (sakınırsanız) işte bu, din işlerine bağlılık (ıhlas – şuur – samimiyet) ve metanettir.”
         Tâ’hâ 132.”(Ey Resulüm) ailene ve ümmetine namazı emret. Kendin de ona devam eyle. Biz senden bir rızık (ailenin geçimi için çalışmanı) istemiyoruz. Seni, biz rızıklandırırız. Güzel akıbet takva sahiplerinindir.”
97. Tebliğ yapmak ve Kur’an-ı okumak karşılığında menfaat beklenmez (ücretle Kur’an-ı Kerim okunmaz)
         En’am 90:”De ki; sizi bu tevhide (Kuran’a) çağırmama sizden bir ücret istemem. O Kur’an, alemler için (insanları ve cinleri irşat için) ancak bir öğüttür.”
         Yunûs 72: ”Eğer davetimizden yüz çevirirseniz, bende davetim için sizden bir ücret istemedim ki...Benim mükafatım ancak Allah’a aittir ve ben, onun birliğine ve emirlerine boyun eğen Müslümanlardan olmakla emrolundum.”
 
 
98. Üstünlük inanmakla ve takva iledir.
         Hucûrat 13:”...Biliniz ki, Allah katında en iyiniz, takvası en ziyade olanınızdır. Şüphe yok ki Allah alimdir, her şeyi bilen de, her şeyden haberdardır.”
         Al-i İmrân 139: ”Gevşemeyin, üzülmeyin, inanmışsanız mutlaka siz en üstünsünüzdür.”
99. Düşünmek - tefekkür etmek - ibret almak - öğüt kabul etmek - hayırlı sonuçlar çıkarmak
          En’âm 126: ”Bu İslam dini, Rabbinin doğru yoludur. Gerçekten biz, ayetlerimizi, düşünen bir topluluk için beyan ettik.”
          Bakara 269.”Allah dilediğine faydalı bilgi (hikmet) ihsan eder. Kime ki hikmet verilmişse, muhakkak ona çok hayır verilmiştir. Bu ayet ve öğütleri ancak olgun akıl sahipleri düşünürler.”
 
100. Davet (tebliğ) görevinin şekli ve güzel sözlü insan.
          (Davet; bilgiyle, samimiyetle, yaşamakla, herkesle diyalog, güzel bir mücadele ve tatlı bir münakaşayla, sohbetle yapılmalıdır.)
          Nâhl 125: ”Ey Resulüm, insanları Kur’an ‘la, güzel söz ve nasihatla Rabbinin yoluna (İslama, İslamı gereği üzere yaşamaya) davet et. Onlara karşı en güzel olan bir mücadele ile mücadele yap. Şüphe yok ki, Rabbin, yolundan sapanı en iyi bilendir ve o hidayete kavuşanları da en iyi bilendir.”
          Alâ 9: ”O halde fayda versin (yahut fayda vermesin) sen Kur’an ile öğüt ver; (tebliğ vazifeni yap).
         Fussilet 33: “Ben gerçek Müslümanlardanım” deyip, salih amel işleyerek, Allah’a çağıran kimseden daha güzel sözlü kim var.”
101. Nasihat etmek, öğüt vermek müminlere fayda verir.
          Tebliğ etmek, ikazlarda bulunmak, anlatmak, uyarmak, bilineni, bilinmeyeni açıklamak, tekrarlamak, bunu herkesin yapması, mümin, münafık, günahkar, kafir farkı gözetmeksizin belli bir metotla herkese ve her kesime yapılması şeklinde olmalıdır.
          Zariyât 55: ”Sen (Kur’an ile) öğüt ver, çünkü öğüt ve nasihat müminlere fayda verir.”
          Alâ 9 – 10 - 11: ”O halde, fayda versin (yahut fayda vermesin) sen Kur’an ile öğüt ver (tebliğ vazifeni yap) Muhakkak ki Allah’tan korkan öğüt alacaktır.’’ ‘’Kafir olan ise öğüt almaktan kaçınacaktır.’’
102. Dinde zorlama yoktur (Allah kimseyi başkalarını hidayete erdirmekle mükellef kılmamıştır)
          Müslüman sadece davet ve tebliğ görevleriyle mükellef kılınmıştır, ancak zorlama olmaması durumu İslam’ın dışındaki kişiler için geçerlidir.
          Bakara 256: “Dinde zorlama yoktur; artık hak ile batıl iyice ayrılmıştır. Putları inkar edip, Allah’a inanan kimse, kopmak bilmeyen sağlam bir kulpa sarılmıştır.”
          Yunûs 99: “Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzünde kim varsa, hepsi toptan iman ederlerdi. O halde mümin olsun diye, insanları (Allah’ın dilemediği halde ey Peygamber) sen mi zorlayacaksın.”
          Rum 53: “...sen ancak ayetlerimize iman edeceklere (davetini) duyurursun da onlar İslam’a gelir, selameti bulurlar.”
103. Kafirler daveti dinlemez, Kuran' ı anlayıp kabul etmeyen hayvanlardan da aşağılık bir seviyede mahlukların en kötüsüdürler.
         Rûm 52:”Bunun için sen, (ey Resulüm, onlar) arkalarını dönmüş giderlerken (Hakka olan) o daveti (kalpleri) ölülere duyuramazsın ve sağırlara da işittiremezsin.”
        Enfâl 22:”Çünkü Allah katında, yerde yürüyen hayvanların en kötüsü; (gerçeği) anlamayan ve kabul etmeyen sağırlar ve dilsizlerdir.”
104. Hidayeti veren Allah’tır ve Allah akıllarını iyi kullanmayanlara azap eder
         Yunûs 100:”Allah’ın izni olmadıkça, hiç bir kimsenin iman etmesi mümkün değildir. Bir de Allah, akıllarını iyi kullanmayanlara azap eder.”
105. Cahillerden   ve kötü kişilerden yüz çeviririniz.
        A’râf 199: ”Sen bağışlama yolunu tut, iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir.”
106. Hizmet etmenin mükafatı Allah’a aittir. İyilikten karşılık beklenmez.
Hürmetler karşılıklıdır.
        Yunûs 72 : “Eğer davetimden yüz çevirirseniz, bilin ki, ben davetim için sizden bir ücret istemedim. Benim mükafatım (ücretim) ancak Allah’a aittir ve ben, onun birliğine ve emirlerine boyun eğen Müslümanlardan olmakla emrolundum” (Şura: 109 a da bakınız)
        Bakara 194 : “Hürmetli ay hürmetli aya mukabildir. Hürmetler karşılıklıdır. Onun için kim size saldırırsa siz de tıpkı onların saldırdıkları gibi saldırın....”
107. İnsan ve üstünlük. Allah insanları yeryüzünün halifeleri ve imtihan için; kimilerini kimilerinin üzerine, üstün olarak yaratmıştır.
        Yunûs 14 : “Sonra onların arkasından, sizi yeryüzünde halifeler yaptı ki, bakalım nasıl ameller işleyeceksiniz.”
        En’âm 165: “Allah o dur ki, sizi arzın halifeleri yaptı ve derecelerle kiminizi kiminizin üstüne çıkardı. (Bunun hikmeti ise) size verdiği şeylerle imtihan etmek içindir...”
        En’âm 123: “Mekke’de olduğu gibi, her belde de en büyük günahkarları mevkide bulunduruyoruz ki, orada hile yapsınlar. Halbuki onlar hileyi ancak kendilerine yapıyorlar da farkında değillerdir.”
108. Kötülüğe karşı iyilik etmek - kötülüğü (suçluyu) affetmek, bağışlamak, düşmanlığı dostluğa çevirmek
         (Size düşmanlık yapana iyilik yaparak örnek olunuz onu yanıltınız)
        Şûra 40 : “Kötülüğün cezası da ona denk bir kötülüktür. Fakat kim bağışlar ve düzeltirse onun mükafatı Allah’a aittir.
        Fussilet 34: “Hem iyilikle kötülük eşit olmaz. Sen kötülüğü, en güzel olan iyi bir hareketle önle. O vakit bakarsın ki seninle arasında bir düşmanlık bulunan, yakın bir dost gibi olmuştur.”
        Fussilet 35: “İyilikle kötülüğü önleme hasletine ancak sabredenler kavuşturulur. Buna (cennette) büyük mükafatı olan ancak kavuşturulur.”
        Mü’minün 96: “Sen, kötülüğü en güzel bir hasretle bertaraf et. (Kötülüğe karşı iyilik yapmak veya affetmekle mukabelede bulun.) Biz onların ne yalan ve küfür uydurduklarını daha iyi biliriz.”
        Nisâ 149: “Size yapılan fenalığı bağışlarsanız, (bilin ki) şüphesiz, Allah bağışlayandır. “(Furkan 7’ye de bakınız).      
109. Kin ve husumet gütmeyin - intikam peşinden koşmayın, emin, adaleti gözeten ve sabreden kimselerden olun. Bir topluluğa olan husumetiniz sizi onlar üzerinde adaletsizlik yapmaya sevk etmesin.
        Mâide 8 :”Ey müminler! Allah için Hak’kı ayakta tutan hakimler ve adaletle şahitlik eden kimseler olun. Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletsizliğe götürmesin. Adalet yapın ki, takvaya en çok yakın olan budur. Allah’tan korkun, çünkü Allah yaptıklarınızdan haberdardır.”
        Nâhl 126: “(Ey müminler, düşmandan intikam almak için) eğer bir ceza ile mukabele edecek olursanız, ancak size yapılan azap ve cezanın misli ile yapın. Daha fazla ileri gitmeyin) sabrederseniz (cezayı terk eder - bağışlarsanız) ant olsun ki bu tahammül edenler için daha hayırlıdır.”
        Nâhl 127 :”Ey Resulüm, sabret; senin sabrın da ancak Allah’ın yardımı iledir. Kafirlerin yüz çevirmesinden mahzun olma (üzülme) ve yaptıkları hileden de telaşlanıp sıkıntıya düşme.”
110. Çirkin ve fena sözün söylenebileceği yer.
        Nisâ 148:”Allah fena sözün açıklanıp söylenmesini sevmez. Ancak zulme uğrayanlar müstesnadır. (Zalime, kötülük edene ve haksızlık yapana söylenebilir, ancak söylenmemesi daha iyidir) Allah her şeyi bilicidir.”
111. Beddua etmek
        İsrâ 11 :”İnsan hayra dua eder gibi, (Kızınca) fenalığa dua eder. Zararına olarak bedduada bulunur. insan (akıbetini düşünmemekle) pek aceleci olmuştur.”
112. İdarecilerinize ve önderlerinize (kendinizden olan, iyi olan) itaat edin. Çekişip kavga ederek birbirinize dağılmayın, birbirinize küsmeyin - anlaşamadığınız konularda Kuran'a ve Sünnete (Allah’a ve Resulüne) başvurun.
        Enfâl 46: “Allah’a ve onun resulune itaat edin, birbirinizle çekişmeyin. Sonra içinize korku düşer ve kuvvetiniz elden gider. Bir de sabırlı olun...( İslamda itaat, Allah’a itaat edenedir.)”
        Nisâ 59: “Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Peygambere ve sizden olan idarecilere de itaat edin. Sonra bir şey hakkında çekiştiniz mi, hemen onu Allah’a ve ahret gününe inanıyorsanız. Bu müracaat hem hayırlı,hem de netice bakımından daha güzeldir.”
113. Bilgisi olmadığı halde din hakkında konuşanın hali.
        Hacc 3:”İnsanlardan kimi de vardır, Allah’ın dini hakkında bir bilgisi olmadığı halde, mücadele eder de, her inatçı şeytana tabi olur.”
114. İnsanları hidayete erdirmekle mükellef değilsiniz.
       (İnsanların yanlış yolda olmaları, azgınlık ve sapıklıklarından dolayı kesinlikle üzülmeyin, kendinizi yıpratmayın)
       Bakara 272:”İnsanların yola gelmesi senin üzerine borç değil; (ancak sana düşen hidayete davettir) Şu kadar var ki Allah dilediğini, yola getirir.”
       Şûra 6:”Allah’tan başka veliler edinenlere gelince; onların (söz ve işleri) üzerine Allah gözcüdür, sen üzerlerine vekil değilsin. (Onları hidayete erdirmekle seni sorumlu tutmadık ey Resulüm, sen üzülme, senin vazifen azap ile onları korkutmaktır).
115. İslam’ı tebliğ ve ikame yolunda mücadele eden ve çile çekenlerin mükafatları.
       Al-i İmrân 195:”Hep birbirinizdensiniz, din yönünden erkek ve dişiniz birdir. Dinlerini korumak için Mekke’den Medine’ye hicret edenlerin, yurtlarından çıkarılanların, dinim uğrunda işkenceye düşenlerin, savaşların ve bu yolda öldürülenlerin günahlarını elbette örteceğim. Onları altlarından nehirler akan cennetlere koyacağım. Bu lütuflar, onlara Allah katından mükafattır ve sevabın da en güzeli Allah katındandır.”
116. Mallarınızın ve canlarınızın sarfından hesaba çekileceksiniz.
       Al-i İmrân 186:”Ant olsun ki, mallarınızın sarfı ve canlarınızın musibeti hakkında imtihan olunacaksınız. Sizden evvel kendilerine kitap verilenlerden ve Allah’a eş koşanlardan da birçok incitici şeyler işiteceksiniz. Eğer katlanır ve sakınırsanız işte bu, din işlerine olan metanet ve bağlılıktandır.”
117. Kafirler de birbirlerinin yardımcılarıdır.
        Enfâl 73: ”Kafirler de birbirlerinin yardımcılarıdır. Eğer siz emredildiğiniz gibi yardımlaşmazsanız, yeryüzünde bir fitne (İslam zafiyeti) ve büyük bir fesad (Küfür hakimiyeti) olur.”
118. Başta kafirler ve münafıklar olmak üzere kötü kişiler her zaman Müslümanları alaya ve hafife almada, iftira ve hakaretlerde bulunmada birbirleriyle yarışırlar ve yardımlaşırlar.
        Mutaffifin 29-30” Suçlular şüphesiz inanmış olanlara gülerlerdi”. “Yanlarından geçtikleri zaman birbirlerine göz kırparlardı.”                               
        Mutaffinin 31-32 ”Taraftarlarına vardıklarında bununla eğlenirlerdi. “İnananları gördükleri zaman ‘doğrusu bunlar sapık olanlardır’ derlerdi.”
119. Kafirlerin dostlukları yoktur.
        Bakara 105:”Ne ehli kitaptan olan kafirler, ne de müşrikler, size Rabbinizden hiçbir hayır indirilmesini sevmez ve istemezler. Allah nübüvveti ve vahyi, rahmetiyle dilediği kimseye tahsis eder. Allah büyük ihsan sahibidir.”
120. Kafirler Müslümanların her çeşit ve en ufak hareketlerinden bile çok çekinirler ve korkarlar.
        Haşr 13: ”Ey inananlar; onların yüreklerine korku salan, Allah’tan çok sizlersiniz; (Onlar Allah’tan değil, sizden korkuyorlar) çünkü onlar anlamayan kimselerdir.”
121. Kafirler ve kötü kişiler kendi aralarında hiç bir zaman barışık, huzurlu ve kararlı değildirler, savaştan çok korkarlar.
        Haşr    14: “Onlar sizinle toplu olarak, ancak surla çevrilmiş kasabalar içinde veya duvarlar arkasından savaşı kabul edebilirler. Kendi aralarındaki çekişmeleri ise çok serttir; (sen) onları birlik sanırsın, oysa kalpleri birbirinden ayrıdır. Bu akletmeyen bir topluluk olmalarındandır.”
122. Gerçek müminler.
        Enfâl 2: “Gerçek müminler, yalnız o kimselerdir ki, Allah anıldığı zaman korkarak kalpleri ürperir; onlara ayetleri okunduğu zaman, imanlarını arttırır ve onlar yalnız Rablerine tevekkül ederler.”
123. Gerçek mümin, gerçek ibadet, gerçek cihat ve gerçek takva sahiplerinin temel özellikleri.
        Bakara 177: “Yüzlerinizi (namazda) doğu ve batı tarafına çevirmeniz hayır ve taat değildir. Fakat hayır ve ibadet, Allah’a, ahrete, meleklere, Allah’ın indirdiği kitaplara ve peygamberlere iman edenin ibadetidir ve Allah sevgisi üzere yahut mala olan sevgisine rağmen, malı (fakir) akrabaya, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, dilenenlere, köle ve esirlere harcayan, namazı gereği üzere kılan ve zekat veren kimsenin; ahitleştikleri zaman sözlerinde sadık kalanların, ihtiyaç ve sıkıntı hallerinde, cihat ve savaşlarda sabredenlerin hayrıdır. İşte bu vasıfları taşıyanlar, Hak’ka uyan sadıklardır ve bunlar takva sahipleridir.”
 
 
 
124. Hiç bir kimse Allah’ın izni, dilemesi ve bilgisi olmaksızın müminlere zarar veremez.
        Münafık, kafir, fasık, kötü ve cahil kişilerin tehditleri, konuşmaları ve fısıltıları gerçek müminlere zarar veremez, ve gerçek müminler bunlardan asla korkmazlar, etkilenmezler.
        Mücadele 10: “O (kötü) fısıltılar ! Sırf şeytandandır. İman etmiş olanları kederlendirmek için (Şeytan bunu yapıyor.) Halbuki (münafıkların fısıldaşmaları) Allah’ın izni olmaksızın, müminlere bir zarar verecek değildir. Müminler de ancak onun için Allah’a tevekkül etsinler.”
125. Kendi elinizle kendinizi tehlikeye atmayın.
        Bilerek veya bilinçsizce, kendinize zarar vermeyin, riske atmayın, Allah’ın size verdiği bu beden emanetini koruyun.
        Bakara 195: “Allah yolunda (cihat ve diğer hayırlar uğruna) mallarınızı harcayın ve kendi elinizle kendinizi (bilerek) tehlikeye atmayın.”
126. Yardımlaşmak ve yarışmak. Gerçek müminler birbirleriyle (hayırlı işlerde) yardımlaşırlar ve yarışırlar (birbirlerini geçerler)
        Müminlerde birbirleri arasında yardımlaşmak ve yarışmak esastır. Hayırlı işlerde ya birbirleriyle yarışırlar, en iyisini, güzelini, en kalitelisini yaparak birbirini geçerler, ya da bu yarışma işini yapamıyorlarsa, birbirlerine yardım ederek, destek olarak başarmasını ve en iyi olmasını sağlarlar. Bu ikisinin dışında; hasetçilik, fesatçılık, engelleme, köstek olma ve ayak oyunları yapmazlar. Bu tür özellikler kafirlere, münafıklara, müşriklere, cahillere ve hainlere has özelliklerdir.
        Mâide 2: “İyilik etmek ve fenalıktan sakınmak hususunda birbirinizle yardımlaşın, günah işlemek ve haddi aşmak üzerinde yardımlaşmayın...” 
        Bakara 148: “ Her ümmetin doğruluğu bir kıblesi vardır. Öyleyse ey müminler, hayırlı işlerde diğerlerini geçin...”
        Şûra 39: “ O kimselerdir ki, kendi haklarına tecavüz vaki olduğu zaman, onlar yardımlaşırlar.”
        Tevbe 71: ”Erkek ve dişi bütün müminler, birbirlerinin yardımcılarıdır. İyiliği emrederler, fenalıktan alıkoyarlar, namazı gereği üzere kılarlar, zekatı verirler, Allah’a ve Resulüne itaat ederler.”
127. Körü körüne, bir şeyin arkasından gitmeyin, bağlanmayın.
        Bir akımın, bir kişinin, bir fikrin, ideolojinin ardından iyice araştırıp incelemeden, bilgi sahibi olmadan körü körüne gitmeyin, savunmayın, hizmet etmeyin.
        İsrâ 36:”Hakkında bilgi sahibi olmadığın bir şeyin ardından gitme (araştırıp, iyice soruşturup, doğruluğuna karar vermeden) çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.”
128. Şeytanlar (İslam düşmanları) Müslümanlarla mücadele etmek için, kendi dostlarına (müşrikler, ehl-i kitap kafirleri, münafıklar, fasıklar ve ehli dünya insanları) telkinlerde bulunurlar
        En’âm 121:”...doğrusu şeytanlar, sizinle mücadele etmek için (İslamla, Müslümanlarla, iyi insanlarla) kendi dostlarına (Kafir, münafık, fasık, ateist ve ehli dünya olanlara) telkinde bulunurlar. Ey müminler! Eğer siz onlara itaat ederseniz, (Onlara uyar, onların telkinlerini, direktiflerini, kısmi veya tamamen yerine getirirseniz), muhakkak siz de Allah’a ortak koşanlardan olursunuz. (Onların zümresinden, onların safında, onlara hizmet etmiş olursunuz.)”
129. Günahın açığını da gizlisini de bırakın. Günahlarını insanlardan gizleyip, Allah’tan gizlemeyenlerin durumları.
    Günah ve kabahatin, gizlisi aşikarı olmaz. Kabahatini insanlardan gizleyip de, Allah’tan gizlemeyenler hayvanlardan da aşağılık bir seviyeye düşmüş olurlar.
    Nisâ 108:”İnsanlardan utanarak hainliği (kötü hal ve günahlarını) örterler de (gizlerler, saklarlar) Allah’tan gizlemezler. Halbuki Allah’ın razı olmayacağı sözü geceleyin uydurup durdukları zaman da Allah onlarla beraberdi. Allah’ın ilmi bütün yaptıklarını kuşatıcıdır.”        (Allah her şeyden haberdardır. Allah’ın ilmi, bilgisi ve izni dışında yeryüzünde bir yaprak dahi kıpırdamaz.)
    En’âm 120:”Gizli ve aşikar olan günahı bırakın. Çünkü günah kazananlar, kıyamette kazandıklarının cezasını muhakkak çekeceklerdir.”
130. Günahların büyüklerinden sakınınız.
    Nisâ 31:”Eğer siz yasak edildiğiniz günahların büyüklerinden sakınırsanız, sizin diğer kabahatlerinizi de örteriz ve sizi iyi bir gidişata sokarız.”
131. Müminler simalarından belli olurlar.
    Belli olmak, tanınmak. Mücrimler, kafirler, münafıklar, fasıklar İslam düşmanlarının tamamı simalarından ve konuşmalarından belli olurlar (davranış, söz, hal, hareket v.s.) müminler de simalarından belli olurlar, tanınırlar.
        Muhammet 30: ”Eğer dileseydik Biz, Ey Muhammet, onları sana gösterdik; sen de onları simalarından tanırdın. Muhakkak sen onları sözlerinin uslübundan da tanırsın. Allah işlediklerinizi bilir.”
        Rahman 41: ”Mücrimler simalarından tanınırlar da ayaklarından yakalanırlar...”
        Fetih 29:”...Onları (müminleri), rüku ve secde eder halde (namaz kılarken) Allah’tan sevap ve rıza istediklerini görürsün. Secde eserinden nişanları yüzlerindedir. (Onlar, yüzlerindeki secde izleri, nurları ile karşıdan tanınırlar. Yüzlerinde bir serinlik, hoşluk, tebessüm ve merhamet izleri, acizlik belirtileri vardır. Konuşmaları, kılık kıyafetleri, her türlü hal ve hareketleriyle müminler; kafirlerden, münafıklardan, günahkarlardan ayrılırlar, seçilirler. Ayrıca kafirler konuşmalarından, giyim kuşam, hareket ve davranışlarından da belli olurlar.)
132. İnananlardan aktif ve mücadele edenlerle, pasif ve mücadelesiz olanlar (evlerinde kendi halinde oturanlar) eşit değildir
        Nisâ 95 - 96: ”İnananlardan, özürsüz olarak yerlerinde oturanlarla, mal ve canlarıyla Allah yolunda cihat edenler birbirine eşit değildir. Allah, mal ve canlarıyla cihat edenleri, mertebece, oturanlardan üstün kılmıştır. Allah hepsine de Cenneti vaat etmiştir, ama Allah, cihat edenleri oturanlara, büyük ecirler, dereceler, mağfiret ve rahmetle üstün kılmıştır...”
133. İslam’la tanışmamanın, kabul etmemenin veya Müslüman olduğu halde İslam’ı yaşamamanın hiçbir geçerli özrü ve mazereti yoktur.
        Bilmiyordum, haber veren, anlatan, uyaran olmadı, müsait olamadım, zaman bulamadım, anlayamadım gibi mazeretler hesap günü dikkate alınmaz.
        Nisâ 165:”(İman edenleri Cennetle) müjdeleyici, (küfredenleri cehennemle) korkutucu olarak peygamberler gönderdik ki; bu peygamberlerin gelişinden sonra insanların (yarın) Kıyamette; bizi imana çağıran olmadı diye, Allah’a bir hüccet ve özürleri olmasın. Allah azizdir, hükmünde hikmet sahibidir.”
134. İnsana gücünün yeteceği kadar sorumluluk yüklenmiştir.
        En’âm 152: ”Biz kişiye ancak gücünün yeteceği kadar (sorumluluk) yükleriz.”
135. Gerçek müminler hayırlı işler için mazeret beyan edip, geri kalmazlar.
       
 
 

 
Reklam  
   
Bugün 8 ziyaretçi (35 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=